Osmanlıca Yazılar
Anasayfa | Yazılar | Galeri | Yayın | Çeviri | Sözlük | İletişim
Bir Hukuk Metni Olan Ahkâm Defteri Hükmünün Nasıl Anlaşılması Gerektiğine Yönelik Deneme
Hukuk Metni Olarak Osmanlı Ahkâm Defterleri Hüküm Sadeleştirme Örneği...

Koyulhisar Kazası Naibi'ne hüküm ki;
Mustafa ve Murtaza ve Süleyman ve Halil ve Mehmed ve Ali nâm kimseler gelip bunların Koyulhisar Kazası'na tâbi Madasun Karyesi toprağında vâki iki yüz seneden mütecâviz eban an-ceddin ber-vech-i iştirak tapulu ve temessüklü mutasarrıf oldukları malumetü'l-hudud ve'l-kıta‘ât tarlalarını zabt ve beher sene iştiraken ziraat ve öşr ve resmin sahib-i arza eda edegelip ahardan dahl olunmak icab etmez iken civarlarında vâki Tuzla Karyesi ahalisinden Muhtadoğulları Ahmed ve Ömer ve Cincioğlu Abdurrahman ve Hacı Mahmud ve Hüseyin ve sair malumu'l-isim kimseler zuhur-birle ber-takrîb peyda eyledikleri sahte temessüke mebnî ol yerler bizimdir diyerek hilâf-ı kanun zabt ve ziraat etmek daiyyesinde olduklarından merkûmlar ile bundan akdemce huzur-ı şer‘de lede't-terafu‘ merkûmların ol yerlere vâki olan müdaheleleri bî-vech ve hilâf-ı kanun idüğü bî-garaz kesân şehadetleriyle sâbit olarak merkûmların vâki olan müdahalelerinin men‘ ve def‘i için cânib-i şer‘den ilâm-ı şer‘i verilmişiken merkûmlar yine kâni‘ olmayıp müdahalelerinde ısrar üzere oldukların inhâ ve kanun üzere amel olunmak bâbında emr-i şerifim sudûrunu istid‘â etmeleriyle Divan-ı Hümâyûnum'dan kanunu sual olundukta münâza‘un-fîha olan yerlere merkûmûn ber-vech-i iştirak tapulu ve temessüklü mutasarrıf olarak zabt ederler iken ziraat etmeyip üç sene ale'l-tevâlî bilâ-mâni boz ve hâli bırakıp müstehakk-ı tapu olmuş ve dahl eden merkûmlar bozdan sahib-i arzdan resm-i tapu ile almışlar ise müdahale eylemeleri bi-hasebi'l-kanun yolunda olup eğer böyle olmayıp da fî'l-hakika merkûmûn Mustafa ve Murtaza ve Süleyman ve Halil ve Mehmed ve Ali ol yerlere iki yüz seneden beri eban an-ceddin iştiraken tapulu ve temessüklü mutasarrıflar olup beher sene iştiraken zabt ve ziraat ve öşr ve resmin sahib-i arza eda edegelir iken merkûmlar peydâ eyledikleri sahte temessüke mebnî fuzulî müdahale eyledikleri vâkiʻ ise men‘ ve def‘-birle ol yerler yedlerinde olan sahib-i arz temessükü mûcebince ber-karar-ı sâbık merkûmûna zabt ve iştiraken ziraat ettirilmek muvâfık-ı kanun idüğü tahrîr olunmakla kanun üzere amel olunmak bâbında
Fî-evâsıtı L [Şevval] sene 1253 (17 Ocak 1838)

SADELEŞTİRME
Koyulhisar Kazası Kadı Vekili'ne hüküm ki;
Mustafa ve Murtaza ve Süleyman ve Halil ve Mehmed ve Ali isimli kimseler gelerek şu şikayetle davacı oldular ki:
Koyulhisar Kazası'nda bulunan Harasun Köyü sınırları içinde bulunan -iki yüz seneyi aşkın olarak dede ve babalarından beridir- ortaklıkla, tapulu ve senetli olarak işlemekte oldukları, sınırları ve adedi bilinen tarlalarını, ellerinde tutup ve her yıl ortaklıkla ziraat edip, öşür ve ilgili diğer vergilerini sahib-i arza ödedikleri ve başkaları tarafından müdahale edilmesi gereken bir durum yoktur. Bununla birlikte civarlarında bulunan Tuzla Köyü'nden Muhtadoğulları Ahmed ve Ömer, Cincioğlu Abdurrahman ve Hacı Mahmud ve Hüseyin ve isimleri bilinen diğer davalılar, elde ettikleri sahte senetlerine istinaden "o yerler bizimdir" diyerek kanuna muhalefetle ilgili toprakları ele geçirip işlemek amacıyla müdahalede bulunmaya başladılar. Bundan önce bu durum hakkında Şer‘î Mahkeme'de görülen davada, davalıların bu müdahalelerinin  mesnetsiz ve kanuna muhalif olduğu, art niyeti olmayan kişilerin şahitlikleriyle ispatlanması üzerine mahkemeden davalıların müdahalelerinin engellenmesi amacıyla verilen ilama rağmen davalılar, ikna olmayarak müdahalelerine devam etmişlerdir.
Davacıların, davalıların engellenmesi amacıyla emr-i şerif (ferman) talebiyle ettikleri bu şikayet üzerine Divan-ı Humayun'dan bu durumun tabi olduğu kanun hükmü sorulmuş ve şu cevap alınmıştır:
Üzerinde anlaşmazlık bulunan topraklar; ortaklıkla, tapulu ve senetli olarak elinde bulundurup işleyenlerin birbiri ardınca üç yıl hiçbir engel olmaksızın işlemeyip boş bırakmaları sebebiyle sahib-i arz tarafından başkasına tapuya verilecek topraklar statüsüne girer. Müdahale edenler de bu toprakların işleme hakkını, sahib-i arzdan tapu vergisini ödeyerek almış olabilirler. Eğer davalılar bu yolla toprakları ele alıp müdahale eyledilerse müdahale eylemeleri kanuna uygundur. Eğer böyle olmayıp da gerçekten de davacılar olan Mustafa ve Murtaza ve Süleyman ve Halil ve Mehmed ve Ali o topraklara -iki yüz seneyi aşkın olarak dede ve babalarından beri- ortaklıkla, tapulu ve senetli işletmecileri olarak, her yıl ortaklıkla ellerinde tutup, işleyip, öşür ve ilgili diğer vergilerini sahib-i arza öderlerken davalılar elde ettikleri sahte senetlerine dayanarak sebepsiz müdahale eyledikleri gerçek ise davalıların bu müdahalesi kanuna aykırıdır, böylelikle İlgili müdahalenin engellenip, davacıların elinde bulunan sahib-i arz senedine ve ilk mahkeme kararına da uygun olarak bahsedilen toprakların davacıların eline verilerek işletmelerinin sağlanması kanun gereğidir.
Divan-ı Humayun'dan yazılan bu kanun hükmü gereği yerine getirilmek amacıyla bu ferman yazılmıştır.
Şevval'in ikinci 10 günü içinde, sene 1253 (17 Ocak 1838)